CHP’de istifa!

26 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Gündem

CHP Soma İlçe Teşkilatı Başkanı Bahri Yılmaz, görevinden istifa etti

CHP'de istifa! 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Soma İlçe Teşkilatı Başkanı Bahri Yılmaz, görevinden istifa etti. İstifanın ardından tüzük gereği yönetim kurulunun oyları ile ilçe başkanlığına Kadir Bilir seçildi.

Konuyla ilgili basın açıklamasını yapan CHP Soma İlçe Başkanı Bilir, “Ülkemiz ve partimiz adına bu zor günlerde birlik ve beraberlik adına görüşmeler yapılmış, bu görüşmeler sonuçsuz kalınca birleşmenin önünü açmak adına CHP Soma İlçe Başkanımız Bahri Yılmaz istifa etmiştir. Kendisine hizmetleri için teşekkür eder bu sürece bilgi ve birikimleriyle katkılarını bekleriz” dedi.

19 Ocak günü tüzük gereği yönetim kurulundaki arkadaşların önerileri ve oy birliği ile CHP Soma İlçe Başkanlığına seçildiğini anlatan Yılmaz, şöyle konuştu: “Bu gelişmelerin devamında yönetim kurulu olarak birleşmeden yana olduğumuzu, İlçe başkanımız Bahri Yılmaz’ında bu nedenle istifa ettiğini her türlü öneriye açık olduğumuzu belirttik. Ama bir takım arkadaşların uzlaşmaz tutumlarını anlamış değiliz. Bu açıklamamızın son kez uyarı niteliği taşıdığını olmazsa parti içi demokrasi adına listeler halinde seçime gidilmesinin kaçınılmaz olduğu görülmüştür. Birleşme adına her türlü görüşmeye açığız, umarım bu iyi niyetimizi arkadaşlar doğru değerlendirir.”

Amacının, 28 Ocak Cumartesi günü saat 12.00′de başlayacak olan Soma mahalle ve diğer belde köylerin seçimine birlik, beraberlik parolasıyla girmek olduğunu kaydeden Bilir, sözlerini şöyle tamamladı: “CHP’nin bu onurlu görevinde kongre süresine kadar tüm partilerimizin CHP’ye sahip çıkarak önümüzdeki yerel ve genel seçimlerinde başarıyı yakalayacak küskünlüklerin, kırgınlıkların olmadığı sevgi, hoşgörü barış ve beraberlik içinde gitmesini yönetim kurulumuzla sağlamaya çalışacağız.”

Yeşilçam’dan bir kayıp daha

26 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Magazin

Yeşilçam’ın unutulmaz aktörlerinden 65 yaşındaki Ünsal Emre Hasköy’deki evinde hayatını kaybetti

 

70′li yıllarda Burt Reynolds’un Türkiye şubesi olarak tanınan Ünsal Altınay, Yeşilçamda 69 filme imzasını attı.

Ünsal Altınay’ın yalnız yaşadığı Beyoğlu Hasköy’deki evinde, dün sabah saat 10.30 sırlarında gelen oğlu Teyfik Altınay, kapıyı açan olmayınca polis merkezine gitti. Polis eşliğinde çilingirle kapıyı açan oğlu Teyfik Altınay, babasının televizyon karşındaki koltukta cansız bedeniyle karşılaştı. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından ünlü aktörün cansız bedeni otopsi için Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.

Ünlü aktörün cenazesi yarın, Kırmızı Minare Camii ( Kiremitçi Ahmet Camii ) kılınacak öğle namazının ardından Hasköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Nurgül Yeşilçay’dan Samimi İtiraf

25 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Magazin

Nurgül: Tolga’dan asla ayrılmam…Nurgül: Tolga'dan asla ayrılmam... - 1 (© Nurgül Yeşilçay)

Nurgül Yeşilçay, oğlu Osman Nejat ve eski eşi Cem Özer’le Akmerkez’deydi.

Bugüne kadar bir araya geldiklerinde birbirlerinin özel hayatlarıyla ilgili konuşmaktan çekinen ikili, önceki gün bu geleneği bozdu.

Milliyet gazetesinde çıkan habere göre Yeşilçay, gazetecilerin “TolgaKaraçelik‘ten ayrıldınız mı?” sorusuna eski eşi ve oğlunun yanında “Asla ayrılmadık. Ben ondan ayrılmam” yanıtını verdi.

Nurgül: Tolga'dan asla ayrılmam... - 1 (© Nurgül Yeşilçay)

İşte Megan Fox’un oynadığı o reklâm! VİDEO

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Magazin

Ülkemize gelmesiyle olay yaratan Megan Fox’un reklâmı yayınlandı…

Megan Fox'un oynadığı o reklâm! Megan Fox’un rol aldığı bir dil okulunun reklâmı Brezilya’da yayınlanmaya başladı. Reklâmda, Megan Fox Adası’na düşen gençler İngilizce konuşamadıkları için adadan kovuluyor.

 

 İşte o görüntüler… Tıklayın

Carolin Megan’ı ezdi geçti!

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Magazin

Sanal âlemde herkes, Wilma Elles’in Megan Fox’u güzellik bakımından gölgede bıraktığını konuşuyor…Carolin Megan'ı ezdi geçti!                                  

Öyle Bir Geçer Zaman ki’nin Carolin‘i Wilma Elles, güzelliğiyle Beyaz Show’a birlikte katıldığı Megan Fox‘u gölgede bıraktı. Elles için sanal âlemde, “Wilma Elles, Megan Fox‘un yanında Truvalı Helen gibi parlıyor” yorumları yapıldı.

Fox’un programda Justin Timberlake’ten yakışıklı dediği Murat Boz ise eşi Eliz Sakuçoğlu’nun kendisini hiç kıskanmadığını söyledi.

Avşar kızı ‘Dereli’yi bitirdi

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Magazin

Hülya Avşar ile Mehmet Dereli arasında flört düzeyinde başladığı ileri sürülen ilişki sona erdiAvşar kızı 'Dereli'yi bitirdi                                                   

Birkaç hafta önce Şebnem Dinçgör’den boşanan Dereli’yle yollarını ayıran Avşar, bunu basın açıklamasıyla duyurdu. Avşar, basın açıklamasında “İşlerimin yoğunluğundan ve boş kalan zamanlarımı kızıma ayırmak istediğimden özel hayatımı bir süre askıya almaya karar verdim.

Mehmet’i tanımaktan çok mutluyum. Fakat birlikte aldığımız karar sonucu yeni başlayan arkadaşlığımız flört aşamasında sona ermiştir. Bilgilerinize” diyerek Dereli’yle yaşadığı flörtün sona erdiğini dile getirdi.

SOSYAL MEDYAYA YANSIDI

Avşar ile Dereli arasındaki flörtle ilgili özellikle sosyal medyada çok sayıda yorumlar yapıldı. Avşar’ın kilolu erkekleri sevmediği, Şebnem Dinçgör’den intikam almaya çalıştığı yönünde yorumlar sosyal medyaya yansıdı. İddialara göre Avşar, 19 yıl önce Kaya Çilingiroğlu’yla kısa süreli aşk yaşayan Şebnem Dinçgör’den intikam almak için Mehmet Dereli ile flört etti.

21 yıl sonra babasının mezarı başında

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Güncel Haberler, Gündem

Başbakan Erdoğan’a mektup yazarak babasının mezarına gidip Fatiha okumak istediğini söyleyen Anter Anter, bugün isteğini gerçekleştirdi

Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 tarihinde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren Kürt yazar Musa Anter‘in yurt dışında bulunan ve 1991 yılından beri Türkiye’ye girişi yasaklanan oğlu Anter Anter, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın verdiği bir aylık özel izinle Türkiye’ye gelerek babasının Mardin’in Nusaybin İlçesi’ne bağlı Akarsu Beldesi’nde bulunan mezarı başında gözyaşları arasında dua etti. Anter Anter, “Şu anki mutluluğumu tarif edemiyorum. Babamın yanında olmak büyük ;mutluluk. Artık beni buradan kimse götürümez. Başbakan, bugünkü konuşmasında benden ve babamdan söz etmiş. Artık buradan ayrılmak istemiyorum” dedi. 

Yurt dışına 1969 yılında çıkan ve 1991 yılında Türkiye’ye girişi yasaklanan öldürülen Kürt Yazar Musa Anter‘in oğlu Anter Anter, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘a, “Babamın mezarında bir Fatiha okumak istiyorum” yazılı mektup gönderdi. Anter, Başbakan Erdoğan’ın 30 günlük özel izniyle geçen hafta Türkiye’ye geldi. Dün Batman’a kardeşi Dicle Anter’in yanına giden Anter Anter, bugün kardeşiyle birlikte babasının mezarının bulunduğu Mardin’in Nusaybin İlçesi’ne bağlı Akarsu Beldesi’ne geldi. 
 Galeri için tıklayınız…

Belde sakinleri tarafından karşılanan Anter kardeşler, babalarının mezarı başına giderek gözyaşları arasında dua etti. Babasının mezarı başında Anter Anter, çok mutlu olduğunu ve duygularını tarif edemediğini belirterek, şöyle dedi: “Babamın yanında olmak büyük bir mutluluk. Çok güzel bir duygu. Artık beni buradan kimse götüremez. 1 aylık için gelmiştim. Şimdi yoldayken telefon geldi. Başbakan bugünkü konuşmasında benden ve babamdan sözetmiş. Sanırım artık bir aylık izin olayı diye bir şey kalmaz, hep burada kalırım. Vatandaşlıktan neden çıkarıldığımı bilmiyorum. Kürtçülüğümüzden, Kürt olmamızdan Musa Anter‘in oğlu olmamdan dolayı olmuş olabilir. Hiç taviz vermedik. O zamanki hükümet ve cuntaya rağmen taviz vermedik. Bundan dolayı vatandaşlıktan çıkarılmış olabiliriz. Adam öldürmedim, kaçakçılık yapmadım. Kimse ile kötü olmadık. Biz 68 kuşağıyız. Herhalde ne olduğunu halk anlar.” 

Anter Anter, 1987 ile 1991 yılları arasında babasıyla görüştüğünü anlatırken, “Babam köyde kalıyordu. Ona İstanbul’da yer aldım. Öldürüldüğü güne kadar orada kaldı. Öldürülmeden önce de tehdit ediliyordu. Kapısına kadar gelip tehdit ediyorlardı. Bana, ‘Buradan gideceğim’ dedi tehditlerden sonra. Ben, ‘Gitme, İstanbul’da seni vuramazlar’ dedim. Bana Ankara’da partiye gideceğini söyledi. Ben de, ‘Git ama telefon aç’ dedim. Son konuşmamız bu oldu.

Babamın katilleri Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mehmet Ağar ve Ünal Erkan ile JİTEM’dir. Onlar eninde sonunda yargılanacaklar. Tetikçi babamı vurmuş, tetikçi benim için mühim değil. O baştakiler benim için önemli. İnşallah burda kalırsam, onlarla görüşüp dava açacağım. Bazı şeylerin değişmesi lazım, bu kanın durması lazım” diye konuştu.

Ergenekon davasında bir ilk!

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Gündem

Gizli tanık talep etti, orijinal görüntüsü duruşma salonundaki ekrana yansıtıldı

Ergenekon davasında bir ilk!İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülen 29′u tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası’nın 212. duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi‘nin bitişiğinde bulunan büyük duruşma salonunda yapılan duruşmaya, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in de aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık katıldı. Bu davadan tutuksuz yargılanan başka suçtan tutuklu Semih Tufan Gülaltay ile başka suçtan hükümlü Sedat Peker de duruşmada hazır bulundu. Tutuklu sanıklar Alparslan Arslan, Hayrettin Ertekin, Seyhun Zaim, Mehmet Zekeriya Öztürk, Sevgi Erenerol ise duruşmaya gelmedi. 16 duruşmadan men edilen tutuklu sanıklar Erhan Timuroğlu, İsmail Sağır, Özkan Kurt ,Bedirhan Şinal ve 6 duruşmadan men edilen tutuklu sanık Osman Yıldırım da duruşmaya katılamadı. Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese duruşmada gizli tanık Poyraz’ın dinleneceğini belirtti.

HAKİM: DURUŞMA DEVAM EDERKEN SALONU TERK ETMEYİN
Mahkeme Başkanı Özese, duruşma devam ederken sanıkların salonu terk etmemeleri yönünde dün karar aldıklarını hatırlatarak, “Bu kuralı ihlal etmeyelim” diyerek sanıkları uyardı. Başkan Özese mazereti olanların dilekçe ile başvurmasını istedi. Söz alan sanık emekli albay Mehmet Fikri Karadağ, ‘Tuvalete gitmek için dilekçe mi yazacağız?’ diyerek tepki gösterdi. Sanık Karadağ’ın bu sözleri üzerine Başkan Özese, “Bizde bazen 2 bazen 5 saat heyet olarak burada oturuyoruz. Bizde sizinle aynı şartlarda oturuyoruz” ifadelerini kullandı.

GİZLİ TANIK POYRAZ: GÖRÜNTÜMÜN ORİJİNALİNİ EKRANA YANSITIN
Başkan Özese, gizli tanık Poyraz’ın duruşma salonunun arkasındaki gizli tanık odasında hazır bulunduğunu belirtti. Sesi ve görüntüsü değiştirilerek duruşma salonunda bulunan ekrana yansıtılan gizli tanık Poyraz, bir talebi olduğunu söyleyerek, “Dün akşam oturdum karar verdim. Beni zaten tanıyorlar. Benim sesimin ve görüntümün bozulmadan orijinal halinin duruşma salonundaki ekrana yansıtılmasını istiyorum. Bunlar zaten benim peşimde. Nasılsa kim olduğumu da biliyorlar. Ben kimseden kaçmıyorum, korkmuyorum. Zaten kalemim de kırılmış. Bildiklerini yapsınlar. Allah’ın verdiği canı sadece Allah alır. Öldürecekselerde öldürsünler” dedi. Gizli tanığın bu talebi üzerine duruşmaya 10 dakika ara verildi.
TANIĞIN ORİJİNAL GÖRÜNTÜSÜ EKRANA YANSITILDI
Aranın ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, gizli tanık Poyraz’ın sözlü beyanı üzerine sesi ve görüntüsünün orjinal olarak duruşma salonunda bulunan ekrana yansıtılmasına oybirliğiyle karar verildiğini açıkladı. Başkan Özese ayrıca haberlerde gizli tanığın adının açıklanmasına yasak getirdi. Bunun üzerine gizli tanık Poyraz, sesi ve görüntüsü normal olarak duruşma salonuna yansıtıldı. Duruşma, sanık Kemal Kerinçsiz’in gizli tanığa sorularını yöneltmesiyle devam ediyor.

“BİZ SEDAT PEKER TEŞKİŞLATIYIZ. BU TEŞKİLATIN BAŞKANI VELİ KÜÇÜK‘TÜR”
Ergenekon Davası’nın öğleden sonra görülen kısmına gizli tanık Poyaz2ın ifadeleri damga vurdu. Gizli tanık ”Poyraz”, ”Biz Sedat Peker teşkilatıyız. Bu teşkilatın başkanı Veli Küçük, ikinci kurmay başkanı Sedat Peker’dir” dedi.

Duruşmada Cumhuriyet Gazetesi’ne molotofkokteyli atılması dosyasının tutuklu sanığı Boğaç Kaan Murathan, gizli tanık ”Poyraz’ın, ‘Peker’in, otoparklarına bakan Zeki Yalçın’ın 27 milyon Avro’yu çaldığı, bu nedenle Peker’in öldürme emri verdiği ve Boğaç Kaan Murathan’ın Zeki Yalçın’ı vurduğu” şeklindeki ifadelerine dikkati çekti.
Zeki Yalçın’ı öldürmediğini söyleyen Murathan, gizli tanığa bu konuda belgesi olup olmadığını sordu. Gizli tanık da, ”Boğaç’çığım, güzel kardeşim, seni severim. Namusun şerefim üzerine yemin ederim ki Zeki Yalçın’ı sen vurdun. Gençtin, kanın kaynıyordu. Aslanlar gibi vurdun, aslanlar gibi yatacaksın. ‘Sedat Peker’in manevi oğluyum’ diye dolaşıyordun” şeklinde yanıt verdi.

GİZLİ TANIK OLDUĞUMU BİLİYORLARDI KALEMİMİ KIRMIŞLARDI”
Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese’nin sorusu üzerine gizli tanık, ”Gayri meşru dünyada ‘kalem kırılması’ öldürme kararı, ‘koparma’ öldürmedir. Bunlar şifredir” şeklinde konuştu.

Kendisinin de gizli tanık olduğunun duyulduğunu belirten gizli tanık, ”Kalemimi kırmışlardı. Ben Amasya’ya gitmiştim. Sedat Peker bana iki kere bin lira gönderdi. Sonra havaalanında buluştuğum avukatı bana 25 bin lira ve Sedat Peker’in 5 sayfalık mektubunu verdi. ‘Gizli tanık değilim’ dedim. Paraları da aldım çünkü beni koparacaklardı. Henüz mahkemeden ‘tanık koruma’ kararı çıkmamıştı” diye konuştu. Peker’in mektubunda ifadesini geri almasını istediğini belirten gizli tanık, ”Organize şubeden Serdal Akça’nın zorladığını söylememi yazmıştı. ‘Mektubu iyice okuyup imha et’ demişti. Ben de 5 kere okuyup havaalanının tuvaletine attım” dedi.

PEKER SORU YÖNELTTİ
Duruşmada daha sonra bu davanın tutuksuz sanığı başka suçtan hükümlü olan Sedat Peker, gizli tanık Poyraz’a, sonradan ”Peker” soyadını alan ve ”Peker’in manevi kardeşim” diye nitelediği Tolga Atalay Peker’in öldürülmesi olayına ilişkin sorular yöneltti.

Peker, gizli tanık Poyraz’ın ifadesinde, Tolga Peker’in telefonla kendisini arayarak, ”Beni odaya kilitlediler. Silahımı aldılar. Kalemimi kırdılar. İnfaz edecekler. Behçet Cantürk olmak üzere Sapanca bölgesindeki cinayetleri bizim ekip gerçekleştirdi, bizim teşkilatın işi. Sen de kendine dikkat et” dediğini söyledi.

Peker’in ”Tolga Peker kilitlediğimiz odadan aramış. Öldürülmek üzere odaya kilitlenen kişiye cep telefonu verilir mi?” diye sorduğu gizli tanık, ”Sedat Peker’e sözümün geçeceğini bildiği için Tolga Peker beni aradı. Sedat Peker ile çok samimi olduğumu biliyor. Peker Vedat Kadıoğlu’nun kalemini kırdığında Mecnun Otyakmaz’ın düğününde Peker ile onu ben barıştırdım” diye yanıtladı.

Peker de, eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın Ankara’daki savcıya verdiği faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamındaki ifadesinde, Behçet Cantürk dahil bir çok cinayetin kimler tarafından işlendiğini açıkladığını belirterek, ”Gizli tanık, kimlerin öldürdüğü belli olan cinayetleri bizlerin işlediğini söylüyor” dedi. Poyraz da, kendisini arayan Tolga Peker’in, ”Behçet Cantürk, Savaş Buldan olayını da biz yaptık. Ağabey senin bilmediğin olaylar var. Sapanca olayları da bizim işimiz. Veli Küçük bizi kullandı” dediğini anlattı.

“SEDAT PEKER GELİRKEN ASKERLER DİKKAT KOMUTAN ÇEKİYORDU”
Gizli tanığın konuşmalarında ”teşkilat” sözünü kullanması üzerine, hangi teşkilattan olduğu soruldu. Gizli tanık, ”Beraber olduğumuz Peker’in teşkilatı. Biz Sedat Peker teşkilatıyız. Bu teşkilatın başkanı Veli Küçük, ikinci kurmay başkanı Sedat Peker’dir” dedi.

Sedat Peker, ”Gizli tanık ifadesinde Veli Küçük, Kocaeli Jandarma Alay Komutanı olduğu dönemde Sedat Peker ile komutanlığa haftada 3-4 kere gittiğini söyledi. Bununla ilgili alınan ifadelerde benim oraya gittiğimi görmediklerini, birkaç kere telefonla görüştüğümü, bir tanık da bir kere gittiğimi söylüyor. Ya onlar yalan söylüyor, ya da bu gizli tanık” şeklinde konuştu.

Gizli tanık da, aynı iddialarını tekrarlayarak, Sedat Peker ile Kocaeli Jandarma Alay Komutanlığına Veli Küçük’ün yanına giderken kullandıkları arabanın da plakasını verdi. Gizli tanık, alınan ifadelerde Veli Küçük’ün postasının Peker’i görmediklerini söylediğini belirterek, ”Veli Küçük’ün postası Sedat Peker geliyordu’ diye ifade verir mi? Sedat Peker gelirken, askerler ‘dikkat komutan’ çekiyordu. Buraya gelip, onların aleyhine ifade verir mi?” şeklinde konuştu.

CHP’den CMK’da değişiklik teklifi

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Gündem

CHP, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifi verdi

CHP'den CMK'da değişiklik teklifiCHP, hukuka aykırı delilleri içeren iddianamelerin iadesini öngören kanun teklifi verdi.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ve CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen’in imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan kanun teklifi, Ceza Muhakemesi Kanunu‘nda (CMK) değişiklik yapıyor.

Teklif, ”iddianamenin iadesi” başlıklı maddeye, ”hukuka aykırı delileri içeren” hükmünü ekliyor; hukuka aykırı delilleri içeren iddianamelerin, Cumhuriyet Başsavcılığına iadesini öngörüyor.

Teklifin gerekçesinde, CMK’da 2005′te yapılan değişiklikle, iddianamenin iadesinin kabul edildiği anımsatıldı.
Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin, yargılamaya esas teşkil etmemesi gerektiğinin ifade edildiği gerekçede, ”Soruşturma aşamasında dosyada bulunsa dahi iddianamenin incelenmesi sonucunda deliller kapsamında mütalaa edilmemesi amacıyla iddianamenin iade edilmesi, Cumhuriyet savcılığın gerekli tahkikatı yaparak iddianamesini hukuka uygun deliller çerçevesinde oluşturması gerekmektedir” ifadesi kullanıldı.

“Vatanı terk edip gitmek gibi bir niyetleri yok”

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Gündem

12 Eylül soruşturması kapsamında haklarında dava açılan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın avukatları yurt dışı çıkış yasağına itiraz etti

"Vatanı terk edip gitmek gibi bir niyetleri yok" 12Eylül soruşturması kapsamında haklarında dava açılan dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Ahmet Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya‘nın avukatı Ömer Nihat Özgün, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce müvekkillerine getirilen yurt dışına çıkış yasağına itiraz etti.

Özgün, Ankara Adliyesi’ne gelerek, 4 sayfalık ”itiraz dilekçesini” Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. Dilekçede, Evren ve Şahinkaya’ya verilen ”yurt dışına çıkış yasağının”, Anayasa’da yer alan düzenlemeler, kararda bildirilen ölçülülük ve orantılılık ilkeleri ile uyumlu olmadığı ileri sürüldü.

Anayasa’nın, ”Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı maddesine atıfta bulunulan dilekçede, 96 yaşındaki Kenan Evren‘in, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) ve birçok onurlu kademede görev aldığı, 12 Eylül 1980-9 Kasım 1989 arasında ise Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı ve Cumhurbaşkanılığı yaptığı belirtildi.

Ali Tahsin Şahinkaya‘nın ise 87 yaşında olduğu, 1943′den 1983′e kadar TSK’da subay olarak hizmet verdiği, 21 Ağustos 1978-6 Aralık 1983 arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 1980-1983 yılları arasında da Milli Güvenlik Konseyi üyeliği yaptığı anımsatılan dilekçede, ”Her iki sanık da Türkiye Cumhuriyeti’nin milli birlik ve beraberliği, iç ve dış tehdit ve tehlikelere karşı korunması ve kollanması, devletin tüm dünyada temsili ve bekası için vatan ve millet sevgisi ile ve her türlü özveriyle çalışıp vatana ve millete faydalı olmuş seçkin kişilerdir” denildi.

“AKLANDIKLARINI GÖREREK ÖMÜRLERİNİ TAMAMLAMAK ARZULARIDIR”
Evren ve Şahinkaya’ya görevlerinin, devlet ve Türk milleti tarafından tevdi edildiği ifade edilen dilekçede, ”Tüm zamanlarda her türlü vazifeyi üstün başarılarla yerine getirmişlerdir. Bu görevlerinin verdiği ve şahıslarıyla bütünleşen maneviyatın hiçbir şekilde zedelenmemesi ve hatta yüceltilmesi gerekmektedir. Görevleri nedeniyle yüklenilen bu maneviyat ülkenin uluslararası haysiyeti bakımından da çok önemlidir. Ancak sayın mahkemece verilmiş bulunan söz konusu karar, müvekkillerin her ikisinin de yurtta ve dünyada bu saygınlıklarına telafisi imkansız zararlar vermektedir” denildi.

Dilekçede şunlar kaydedildi: ”Sanıkların vatanını terk edip gitmek gibi bir niyetleri asla bulunmamaktadır. Hatta her fırsatta ömürlerinin müsaade ederek yargılamanın sonucunu görmek ve aklandıklarını görerek ömürlerini tamamlamak arzusunda olduklarını bildirmektedirler. Vatana hizmette en üst kademelerde ömürlerinin 60 yıldan fazlasını geçiren müvekkillerin kendilerinin de katkıda bulunduğu hukuka olan güvenleri tamdır. Adalet duygusunu en iyi bilenlerden olan müvekkiller her türlü eylemlerinin sonucuna katlanacak yetkinlikte ve vasıftadır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmiş olan ve bunun bütün sorumluluklarını her an taşımakta olan müvekkiller dava açılıncaya kadar uzunca vakitleri olmasına rağmen hiçbir yere gitmemişler ve haklarında yapılan incelemenin ve şimdide yargılamanın sonucunu beklemektedirler. Bu nedenlerle adli kontrol kararı ile kontrol altında tutmak gereksiz bir önlem olacaktır.”

Dilekçede, adli kontrol kararının ”ölçülülük ilkesi” doğrultusunda verildiğinin belirtilmiş olmasına rağmen, ”zorunluluk” unsurunun hiçbir şekilde gerçekleşmediği savunuldu.

“FAZLASIYLA ÜZÜLDÜLER”
Sanıkların yaşlarının ileri olduğu ve birçok sağlık sorununun bulunduğu belirtilen dilekçede, bu durum dikkate alındığında, mahkemenin, sanıklara yurt dışına çıkış yasağı koymaması gerektiği savunuldu.

Dava konusu suça ilişkin dönemin diğer kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanının da soruşturma kapsamında yer aldığı, ancak Evren ve Şahinkaya dışında diğerlerinin vefat ettiği hatırlatılan dilekçede, ”Müvekkiller de yaşlarının vermiş olduğu sağlık sorunlarının yanında bu soruşturmanın ve davanın açılmasıyla daha da fazla çöküntüye uğramışlardır. Bir de sayın mahkemece verilen adli kontrol kararıyla fazlasıyla üzülmüşler daha da çok yıpranmışlardır” ifadesi kullanıldı.

Dilekçede, mahkemenin aldığı adli kontrol kararının, Anayasa’da yer alan temel hak ve hürriyetlere, bunların sınırlandırılmasına ilişkin ilkelere, İnsan hakları Evrensel Beyannamesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve birçok uluslararası sözleşmede yer alan, hassasiyet oluşturan ölçülülük ve oranlılık ilkelerine uygun olmadığı savunularak, karara itiraz edildi.

« Önceki YazılarSonraki yazılar »